|
Evrenin en kıymetli varlığı olan insanın mevcudiyetinin sürdürebilmesi için mutlak değerlere sahip olması gerekir. Bu da evrensel dinamiklerden olan can , mal , nesil , din ve aklın ehemmiyeti şeklinde özetlenen evrensel te-mel haklardır . Ancak, bu beş esası hayat alanına aktarabilmemiz için de hâkimiyetine ve mülkiyetine sahip olunan bir toprak parçasına yani, bir vatana ihtiyaç duyulur. Bundan dolayı dir ki, vatan her millet için vazgeçilmez bir öne-me haizdir.Üstelik vatan bir toprak parçasından öte değerler ifade eder. Vatan, var olmaktır, özgürlüktür, can de-mektir. Namus, mal, din ve kıymet verdiğimiz değerlerin bütünüdür. Vatan, dün, bugün ve istikbal demektir. Şan-lı tarihimiz vatan için yapılan mücadelelerde dillere destan olmuş türkü, ninni ve ağıtlarımızın dinamiği ve esin kayna-ğı olmuştur.
Bundan ötürü milletlerin tarihini taçlandıran unutulmaz kahramanlık destanları vardır. Biz de tarihimize baktığımız zaman, en parlak zaferlerin ağustos ayında kazanıldığını görürüz. Bunu için ağustos ayına " Zaferler ayı "ismini vermemiz fazlasıyla hak etmiştir. Şanlı tarihimizde ağustos ayı hemen her günü Destansı bir zaferle doludur. Bu zaferlerden iki tanesi var dır ki , Anadolu da var olmanın mücadelelerini en iyi bir şekilde anlatır bizlere .
Biri Büyük Selçuklu Sultanı Alpaslan'ın 26 Ağustos 1071 de Malazgirt 'te Bizanslara karşı kazandığı Malazgirt Zaferi diğeri de Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde emperyalist batılı devletlere karşı 26 - 30 Ağustos 1022 ' de kaza-nılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’dir. Malazgirt Zaferi, 1071 ' de Sultan Alpaslan'ın emrindeki 50. 000 kişilik İslam Ordusu'nun 200. 000 kişilik düşman ordusuna karşı kazandığımız muhteşem bir savaştır. Bu savaşın İslam dünyasının geleceği açısından önemini çok iyi bilen Abbasi Halifesi Kaim bi - Emrillah, bütün bir İslam dünyasında cuma hutbesinde şu duanın okunmasını emretmişti. " Allahım! İslam Sancağını yükselt. Sana itaatte canlarını feda edip kanlarını akıtan, senin yolunun müca-hitlerini kuvvetlendirecek yardımlarından mahrum etme. Sultan Alpaslan'ın senden dilediği yardımı esirgeme ki, o bu-sayede senin hükmünü yürütsün. Senin dinini şerefli ve yüce tutabilmesi için onu, desteğinden mahrum etme. ... Or- dusunu meleklerinle destekle. Niyet ve azmini hayır ve başarıyla sonuçlandır. Çünkü o senin ulu rızan için malı ve canı ile senin yoluna düştü. Sen de ona zafer nasip eyle. Dileklerinde ona yardımcı ol. Kaza ve kaderini onun için iyi tecelli ettir. " ( Prof. Dr. Nuri Ünlü, İslam Tarihi cilt 1 ) Kılınan cuma namazından sonra Sultan Alpaslan, secdeye kapanıp şöyle dua eder : " Ya Rabbim! Seni kedi-me vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyorum. Senin uğruna savaşıyorum Ey Allah’ım! Niyetim ha-listir. Sözlerimde hilaf varsa ben kahret. " Sonrada askerlerine dönerek : " Yiğitlerim, beylerim, askerlerim , ! Yerde ve göklerde Allah'tan başka sultan yoktur. Emir ve kader ona aittir. Biz ne kadar az olursak olalım, onlar de ne kadar çok olurlarsa olsunlar, Bütün Müslümanların bizim için minberlerde dua ettiklerini biliyorum. Şu saatlerde düşmanın üstüne atlamak istiyorum. Ya muzaffer olur gayeme ulaşır ya da şehit olup cennete giderim. ... Beni takip etmek iste- yenler takip etsin. Ayrılmayı tercih edenler de gitsinler. Burada emreden sultan, emredilen asker yoktur. " Sultan' ın bu sözlerine karşılık bütün askerler : " Ey Yüce Sultan, biz her zaman senin emrinde ve yanında olacağız. Nereye gidersen oraya gideceğiz. " diye haykırdılar. Alpaslan.'ın üzerinde savaş esnasında beyaz bir elbisesi vardı. Düşmana hücum etmeden önce şu sözleri söyledi : " Savaşta şehit olursam beni bu elbise ile gömünüz ." ( Ali Sevim, Anadolu’nunFethi ) İşte bu ideal ve inançla 26 Ağustos 1071 'de cuma günü Malazgirt Ovası’nda, yapılan savaşta, Bizans Ordusu bozguna uğratıldı ve İmparator Romen Diyojen esir düştü. O esir düşen imparatoru Büyük Sultan bağışlayıp ülkesine sağ olarak iade etti. Ağustos ayında kazanılan bir başka önemli zafer ise, Başkomutan Meydan Muharebesi’dir. Mondros Antlaşması'( 30 Ekim 1918 ) ve Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920 ) nı zorunlu olarak imzalatılmışsa da tarih boyunca hür yaşamış milletimiz, bu zoraki antlaşmalara bağlı kalmamış Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Müslüman - Türk milleti dinini , vatanını ve bayrağını her an, her şeyden aziz bilmiş ve bu yüce gayretle 26 -30 Ağustos 1922 'de emperyalist batılı dev-letlere karşı Başkomutan Meydan Muharebesi kazanılmıştır. Bu şanlı zaferi şair, Yahya Kemal Beyatlı'nın " 26 Ağustos 1922 " adlı şiirinde şöyle dile getiriyor : Şu kopan fırtına Türk Ordusu'dur Ya Rabbi! Senin uğruna ölen ordu bu dur Ya Rabbi. ! Ta ki, yükselsin ezanlarla müeyyed namın Galip et, çünkü bu son ordu dur İslam'ın ."
Her iki zaferde de haçlı zihniyeti Bizans'a ve onun temsilcileri batili emperyalist devletlere karşı kazanılmıştır. Netesadüftür ki, Malazgrit Zaferi ile Başkomutanlık Meydan Muharebesi aynı gün ve ay da ( 26 Ağustos ) kazanılmıştır.
Yine ne güzel bir raslantidir ki, Malazgrit' te Romen Diyojen esir düştüğü gibi Başkomutan Meydan Muharebersin'de de yunan Ordusunun Generali Triko pis esir düştü. Her ikisini de dünya insanlık tarihine ders verircesine bağışlanarak vatan-larına sağ - selim iade edilmişlerdir. Böylelikle İslamın insana verdiği değeri ortaya koyarak komutan ve ere bir fark göster-meden af etmenin erdemini bütün dünyaya bir kerre daha net bir şekilde ortaya koymuştur. Önemle bir kerre daha vurgulamak gerekir ki, Her milletin uğrunda mücadele vererek şehit olacak vatan edindiği top-rakları koruması en tabii hakkıdır. İşte toprakları vatan yapan sır da budur. Dinimiz bundan dolayı, bir müminin vatanı için ölmesi ile kutsal saydığı ilahi inançları için de ölmesini bir saymış her ikisi için ölene de şehitlik mertebesini vermiştir. " Toprakları toprak yapan üstündeki kan dır , Toprak , eğer uğrunda ölen varsa , VATAN dır ". Sonuç olarak söylemek gerekirse, bu şanlı zaferlerin kazanılmasında Müslüman - Türk Milletin’in, dinini, vatanını, bayrağını ve vb. mukaddes değerleri her şeyin üstünde saymış, bunun için de canını seve seve feda etmesi etkili olduğugibi, kazanılan bu şanlı zaferlerin ilimle, adeletle, ahlaki erdemlikler ve yüksek medeniyet anlayışıyla pekiştirip kalıcılığını daima korunmalıdır. Bu kutsal Ramazan Ayı'da vatanımızı bize bağışlayan ecdadımızın ruhları şad olsun. Bugün de özellikle sınır boylarında bizim için çarpışıp şehit düşen körpecik vatan evlatların da ruhları şad olsun. Onların geride bıraktıkları acılı ailelerine sabırlar ihsan etsin Yüce Yaratanımız. Ayrıca Rize'de iftar vaktiamansızyakalanıphayatlarınıkaybeden kardeşlerimizin de taksiratları-nın af olmasını diler, bir daha böyle felaketlerle imtihandan uzak kılmasını Yüce Yaradan dan diliyorum. Bu vesile ile bir kez daha Ramazan'ımız mübarek olsun. Cenabı - ı Hakk, yar ve yardımcımız olsun İnşallah. Nihat KURU Ağustos 2010
|