|
Nihat KURU abimiz den Ramazan-i şerif ayının önemini anlatan ve bizler için kaleme aldığı yazısı için kendisine çok teşekkür ediyoruz. Nihat abimizin bize gönderdiği çok değerli yazılarını yazılar bölümünden okuyabilirsiniz. Sizlerdende yazılar beklediğimizi bilmenizi isteriz.
" Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O , çok bağışlayan, çok esirgeyendir ." ( 39. 53 ) Sözlükte Ramazan, şiddetli güneşin etkisiyle, taşların, kumların ve yerin ısınması ve yakması anlamına gelmektedir. Oruç tutanların da ( hele bu sıcak Ağustos ayında ) sıcaklıktan ve susuzluktan zahmet çekip yandıkları için bu aya "Ramazan Ayı " denilmiştir.
Kültürümüzde örf ve adetlerimizde Ramazan ayının özel bir yeri ve hatırası vardır. Bu ayda bütün insanların inanç ve iba-det heyecanı doruk noktasına ulaşır. Bireysel ve sosyal hayatımızda psikolojik ve sosyolojik anlamda önemli değişiklikler içerir. Dinimizde kutsal saydığımız gün ve geceler, ferd ve toplum hayatında yaptığımız güzel davranışlarımız birçok hayra vesile olmaktadır. Bireysel ve top- lumsal hayatımızda sorumluluk, sabır ve fedakârlık paylaşma ve dayanışma duygu ve hislerimizin öne çıktığı, dini bilgilerin yeniden tazelenerek derin dindarlık şuuru içinde ibadet edebilme hazzının yoğun olarak yaşandığı bir mağfiret ayıdır. Bu ay, Müslümanların sayısız güzellikleri hem yuva ve sofralarında hem de gönül derinliklerinde yaşadığı aynı duygu ve hisleri ihtiyaç sahipleriyle de paylaştığı bir mutluluk ve kardeşlik mevsimidir. Bu ay, insanlığı aydınlatmaya başladığı gününden beri taşıdığı ulvi değer ve manalarını, öğretisinde hep var olan ahlaki ve erdem ilkeleri daima taze olan Kur'an-ı Kerim'in beşeriyete sunulduğu aydır. Bu ay, iradeleri sabırla eriten oruçla, cömertliği, ikramı ve paylaşmayı öğreten iftarıyla, toplu ibadetin coşkusunu inanan yüreklere serpiştiren teravihleriyle, ha- yır ve bereketin son noktası olan sahurlarıyla, toplumun sosyal yaralarını sarılmasına vesile olan zekât ve fitreleri ile birlikte sevgi ve hoşgörü- nün güzel örneklerini sergilendiği bayramıyla çok kutsal zaman dilimleridir. Yıl boyunca bilerek ya da bilmeyerek işlenen günahlardan kurtulma, arınmayı ve ahlaki erdemlerin yeşermesine vesile olmaktadır. Böylece bu kutsal gün ve gecelerde dünyevi meşguliyetlerden sıyrılıp yaradılış gayesini düşünmemize, yaratanla yaratılan arasındaki kaçınılmaz münasebetimizi daha iyi ve güzel değerlendirmemiz için son derece kıymetli fırsatların zaman dilimleri olarak idrak etmemiz gerekir. Hayat su gibi akıp gitmektedir. Dünü iyi- kötü bitirdik. Onu bir daha geri getirmemiz mümkün değildir. Yarını yaşayacağımıza dair hiçbir garantimiz yoktur. Öyle ise bu mübarek Ramazan ayı, kendimizi toparlamak, dünümüzü sorgulamak ve hal ve hareketimize çeki düzen vermek için çok kıymetli fırsatları önümüze koymakta ve öte yandan bizlere kulluk bilinci ve hesap verme şuuruyla suç ve cezalardan kaçınmak, Allah’ın sonsuz rahmet ve merhametine iltica etmenize vesile olmaktadır. Dünyanın korkunç hengâmenin içinde varlık ve yaradılışımızı adeta unutup sonu gelmez emel ve heveslerin peşinde koca bir ömrü heba eden insanlar, geçici olanla kalıcı olanı fark etme idraki cihetinde gayret göstermemiz gerekir. Bütün insanlığı tehdit eden pek çok olumsuzlukların yaşandığı günümüz dünyasında Kur'an-ı Kerim'deki ; " Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O , çok bağışlayan, çokesirgeyendir " ( 39. 53 ) müjdesinin farkında vararak günah ve kusurlarımızdan dolayı tövbe ederek ibadet ve dualarımızla Rabbimize yalvarmamıza ve bu yakarışlarımızın kabul görmesine vesile olacaktır İnşallah. Ramazan ayının en önemli özelliklerinden biri de zekât ve sadaka-i fıtır gibi mali ibadetlerimizin bu ayda yerine getirilmesidir. Çoğu zaman toplum içinde kargaşa, kin, kıskançlık ve düşmanlık duyguları körüklemesine sebep olan mal ve servettir. Mal ve servet kimi insanların vaz geçilmezi olup her şey önün üzerinde bina eder. Onda hakk, hukuk, gelenek, görenek hak götüre. Helal -haram yok. Bu düşünce neslimizin bozulmasına sebep olduğuna da farkında değiliz. İşte bu değerleri hiç olmazsa Ramazan ayında göz önün alarak öylece davranıp eylemlerimizi ibadete dönüştürebilirsek , başarabilirsek insanlar arasında güven, akraba - hısım ve komşu münasebetlerimizde sevgi, saygı ve kardeşlik duyguların gelişmesine sebep olur. Cömert olma hazzını tatmış oluruz. Bu güzelliklerin uzantısı olan iftar sofraların, yıl içinde bir araya gelemediği akraba, hısım ve dostların buluştukları ortak halkalarını oluşturacaktır. Ramazan ayının gönüllerimize huzur, iftar sofralarımıza bereket, ailemiz, milletimiz ve bütün insanlık için hayırlar getirmesini ve insanlığın dirlik ve düzenliğe, barış ve esenliğe vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim. Yüce yaradan, bütün inananlara yar ve yardımcısı olsun İnşallah. Nihat KURU 2010
|