|
Nihat Kuru’nun bizler için kaleme aldığı yazıya teşekkür ederiz. İsra ve Miraç Mucizesi; İlahi Kitabımız Kuran -i Kerim, Peygamberlerin hayatları, mücadaleri ve mucizelerine ayrıntılı bir şekilde yer vermektedir. Bu mucizelerle hem Allah'ın resulü olduğunun ispatı hem de özellikleri itibari ile şan ve şereflerini yüceltmesini amaçlamıştır. Hz. Muhammed ( sav ) in de en büyük mucizesi Kur'an -i Kerim ondan sonra da İsra ve Miraç mucizesidir.
Hz. Muhammed’e inananlara Mekkeli müşriklerin baskı ve zulmünden dolayı büyük bir kısmı Habeşistan 'a göç etmek zorunda kalmışlardır. Göç etmeyip Resulullah ( sav )’ ın yanında kalanlara büyük bir boykot eylemine başladılar. Kâbe’nin duvarına astıkları ilanlarla diğer müşrik kabilelere de duyurdular. Böylelikle artık Müslümanlarla her türlü ilişkiler kesilecek ve hiç bir suretle alışveriş yapılmayacaktı. Hatta Hz. Muhammed ( sav )’ in öldürülmek için derhal yakalanıp ibret için herkesin önünde öldürülecekti. Buna benzer baskılar neticesinde hayatlarını sürdürebilmeleri için parçalanmış hayvan derilerini yemek zorunda bile kaldılar. İşte bu zülüm neticesinde eşi ve amcası Ebu Talib fazla dayanamayıp vefat ettiler. Cenab -ı Peygamber bütün bu olaylara çok üzülüyordu. Yüce Allah habibinin bu durumunu biliyor ve onu yüceltmek, üzüntülerini hafifletmek için İsra ve Miraç mucizesini işte bu esnada gerçekleştirdi. Cenab-ı Hakk, İsra ve Miraç mucizesini İsra Süresi'nin birinci ayetinde şöyle beyan buyurur; " Kulunu ( Muhammed 'i ) bir gece Mescid-i Haram’dan, kendisine bir kısım ayetlerimizi gösterelim diye, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah (C.C ) bütün noksan sıfatlardan eksiktir." Öte yandan Necm Süresi'nin 6. ayetinden 18. ayetin sonuna kadar olan kısmı bu olayla ilgili çok veciz bir uslupla işaret etmiştir. İsra ve Miraç olayının gerçekleşmesinin Allah'ın biz kullarına kazandırdığı husus et Tirmizi'nin KitabuTevsiril - Kur'an bab 67 deki rivayetinde : " Allah ( CC ) O’na, Sidretül - Münteha'nın yanında daha önce hiç bir Peygambere vermediği üç şey vermiştir O'na namazı beş vakit olarak farz kılındı, Bakara süresinin sonu verildi (Amenerresulu... ) ve de ümmetinin Allah'a şirk koşmadığı sürece büyük günahları bağışlanmıştır." İsra ve Miraç hadisesine sahne olan yerler, Mescidi Haram, Mescidi Aksa ve Sidretül - Münteha'dır. Gerek bu yerlerle ilgili, bu olaylarda adı geçen vasıtalardan Burak, Refref 'in mahiyeti gerekse bu mucizeci olayın gerçekleşmesinin şekli hususunda Ashab-ı Kiram'dan günümüze kadar olan zaman içinde çok farklı yorumlar olmasına rağmen cumhurun ortak görüşü bu hadisenin ruh - bedenle müşterek uyanık halde cereyan ettiği yönündedir. Resul-i Ekrem ( SAV )in Kur'an-ı Kerim'den sonra en büyük mucizesi olduğu bilinen İsra ve Miraç hadisesi sadece Hz. Muhammed (SAV ) şahsında geceleyin gerçekleşmesi, O’nun müşahede aleminden gayb alemine intikali, mukaddes yolculuğun çok kısa sürmesi, özellikle ayeti kerimelerde fazla detaya inmeden işaret etmesi , konunun müşahede ve deneylere tabi olmaksızın pozitif ilmin ilgi alanından ziyade metafiziksel ilgili olması mevzu ile ilgili ihtilafların ana kaynağı oluşturmaktadır. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ; İsra ve Miraç mucizesi, Hz. Peygamberimiz (SAV )in şahsında çok kısa bir süre içerisinde ( zaman ve mekân kavramı olmaksızın ) uyanık halde ruh ve bedenle gerçekleşen ulvi bir yolculuk, kutsi bir seyahattir. Olayı mucizeden soyutlayarak sırf akılla izah etmek mümkün değildir. Akla asla muhalif değildir. Çünkü bu bir mucizedir.Öte yandan yüce yaradanın insan verdiği akıl ve beceriyle olağanüstü denecek başarılar elde ediliyor. Uzayda, gezegenler , yıldızlar, galaksiler hakkında çok önemli bilgiler elde ediliyor. Dünün insanı için hiç mümkün olmayan pek çok olaylar ve bilgiler bu günün insanı için mümkün hale geldi. Halbuki, bir mukayese yaparsak, aklın ürünü olan bütün bu uzay gelişmelerin neticeleri, buluşları, keşifler ve iletişim teknolojileri ortada iken, o aklı insana lütfeden Allah ,( CC) kulunu vasıtalı - vasıtasız, her türlü şartlarda ve de ortamda kulunu seyahat ettirmekten aciz midir? ASLA Bu hususta zamanımızın büyük müfessirlerinden Ahmet Hamdi Yazır tefsirinde şöyle bir yorum yapıyor " Misli görülmemiş bir ilahi hadiseyi emsal bir tasavvura kalkışmak tenakuz olur. O, ancak müşahede veya haberle bilinir ." der. Biz de en iyisini ALLAH ( CC ) bilir deriz. Bu vesile ile Mübarek Miraç Kandili tüm insanlığa hayırlara vesile olmasını dilerim. Allah'tan bu mübarek gecede ölülerimize rahmet, bize de kul olabilmeyi becerebilmemizi temenni ederim . NİHAT KURU 19. 07. 09
|